Teklif Formu
0212 438 04 76
0541 341 20 34
info@asandanismanlik.com

Ekonomik Sürdürülebilirlik

Sürdürülebilir Ekonomi Nedir?Ekonomik sürdürülebilirlik bir kurumun, projenin ya da yatırımın sadece giderleri karşılamakla kalmayıp istikrarlı bir şekilde kâr sağlaması durumudur. Bir işletme kurulması, bir projenin hayata geçirilmesi ya da bir yatırımın yapılması her zaman belirli maliyetleri olan çalışmalardır. Bunun için gerekli finansman kaynakları bulunur (öz sermaye, banka kredisi, borç vs), personel istihdam edilir, makine ya da yazılımlar satın alınır, eğitimler planlanır vs. Bunların her biri bir gider kalemidir ve şirketin vadesi geldiğinde ödemesi gereken borçlardır. Eğer söz konusu projenin, yatırımın veya ar-ge çalışmasının fizibilitesi ekonomik sürdürülebilirlik bağlamında doğru ve tutarlı bir şekilde yapılmışsa yürütülen çalışmaların karşılığı şirkete kazanç olarak dönmeye başlayacaktır.

Ekonomik ya da finansal sürdürülebilirlik, işletmelerin borçlarının artmadan gelirlerinin düzenli şekilde artışını ifade etmektedir. Bunu sağlayabilmiş kurumlar olası ekonomik kriz ya da darboğaz durumlarında mali disiplinlerinden çok fazla ödün vermeden ayakta kalmayı ve bu dönemleri en az hasarla atlatmayı başarabilir. Ekonomik hedeflere sosyal ve çevresel sürdürülebilirlik konularından ödün vermeden ulaşabilme becerisini ifade eden finansal sürdürülebilirlik, şirketlerin istikrarlı bir şekilde büyümelerinin ön koşuludur. Şirketler bu sayede üretim kapasitesini ve personel sayısını artırabilir, yeni pazarlara girebilir, ürün gamını çeşitlendirebilir, yeni ar-ge çalışmaları başlatabilir ve sorumlu yatırımcıları bünyesinde toplayabilir.

Finansal sürdürülebilirlik olgunluğuna erişebilmiş şirketler, ihtiyaç duydukları sermayeye erişme konusunda çok fazla sorun yaşamazlar. Çünkü bu şirketler, kurumsal sürdürülebilirlik farkındalığı yüksek olduğundan faaliyetlerinde, politikalarında ve stratejilerinde sadece bugüne değil geleceğe de odaklanırlar. Bu sayede kendilerini bekleyen ekonomik riskleri ve fırsatları önceden tespit edip şirket menfaatleri doğrultusunda en uygun aksiyonu almayı bilirler. Paydaşlarının ihtiyaçlarını, taleplerini, şikayetlerini ve beklentilerini en doğru şekilde okuyup kısa ve uzun vadeli ekonomik planlar yaparak en uygun çözümleri sunmaya çalışır. Bu sayede operasyonlarının aksamadan devam etmesini ve gelirlerin düzenli bir şekilde şirkete akmasını sağlar. Böylelikle hedeflediği kârlılık oranına ulaşabilir ve elde ettiği kazançlar ile şirketi sürdürülebilir olarak büyütecek yeni girişimlerde bulunur.

Ekonomik sürdürülebilirliği kurumsal politikalarının ayrılmaz bir parçası haline getiren şirketlere baktığımızda her birinin piyasadaki itibarının yüksek olduğunu görürüz. Tüm paydaşları gibi sürekli beraber çalıştığı iş ortaklarından biri olan bankalar nezdinde de çok olumlu bir imajı vardır. Bu sayede yeni bir yatırım yapacağı zaman, şirket içinde veya ulusal / uluslararası düzeyde ekonomik problemlerin yaşandığı dönemlerde bankalardan çok rahat finansman sağlayabilir. Zira kamu ve özel bankaların her biri finansal sürdürülebilirlik farkındalığı yüksek olan işletmelerle çalışmayı tercih eder. Fakat bu şirketlerin ekonomik risklere karşı her zaman alternatif planları da vardır. Bankalardan istediği kredileri tahsis edemediği durumlarda finansal operasyonlarını devam ettirebilmek için bu planları devreye sokar. Öz sermaye kullanabilir, hisse senedi satışı yapabilir, ortaklarına borçlanabilir ve banka dışındaki finans kuruluşlarından destek alabilir. Bu seçeneklerin her birini detaylı bir şekilde planlayan şirketlerin en büyük önceliği finansal sürdürülebilirlik ilkelerinden taviz vermemektir.

Finansal sürdürülebilirlik, sürdürülebilirlik kavramının diğer iki önemli bileşeni olan çevresel ve sosyal uyumluluğun da ayrılmaz bir parçasıdır. Bir proje ekonomik anlamda çok kazançlı olabilir ve tüm paydaşlara uzun vadede yüksek gelirler sağlayabilir. Fakat projenin uygulanmasından ötürü çevre üzerinde kontrol edilemez ve geri döndürülemez tahribatlar oluşuyorsa bu noktada finansal sürdürülebilirlikten söz etmek mümkün değildir. Ayrıca, söz konusu proje, yatırım ya da süreç doğrudan veya dolaylı olarak bir sosyal adaletsizlik veya fırsat eşitsizliği yaratıyorsa, insan haklarını ihlal ediyorsa, yaşam standartlarını düşürüyorsa, evrensel etik değerlere uygun değilse ortada yine çok büyük bir problem var demektir.

Ekonomik sürdürülebilirlik sadece kurumsal bazda ele alınacak bir konu değildir. Ülkeler de ayakta kalmak ve istikrarlı bir şekilde büyümek için kısa ve uzun vadeli planlarını bu çizgide belirlemek zorundadır. Finansal sürdürülebilirliğin ülkelerin ekonomik politikalarından karşılığını şöyle özetleyebiliriz:

  • Ø  Gayri safi yurt içi hasılanın ve kişi başı milli gelirin sürekli artması
  • Ø  Yüksek katma değerli ürün ve hizmetlerin geliştirilmesi
  • Ø  Girişimciliğin, inovasyonun ve yerel istihdamın desteklenmesi; milli geliri artırma potansiyeli yüksek teknolojik alanlara yatırımlar yapılması
  • Ø  Ülke kaynaklarının verimli kullanılması
  • Ø  İhraç potansiyeli yüksek ürün ve hizmetlerle ilgili çalışmaların desteklenmesi; şirketlere bu konuda teşvikler verilmesi
  • Ø  Ekonomik paydaşlarla güçlü ve sürdürülebilir ilişkilerin kurulması

Finansal sürdürülebilirliği sağlamış ülkelerin özellikle küresel ekonomik kriz dönemlerinde ne kadar güçlü ve dayanıklı kalabildiklerini içinde bulunduğumuz COVID-19 pandemisi sürecinde yakından gördük. Pandeminin bu ülkelerin ekonomileri üzerinde oluşturduğu tahribat diğer ülkelere göre çok daha küçük oldu. Devletler, vatandaşlarına gerekli desteği sundu ve bu dönemi en az hasarla atlatmalarını sağladı. COVID-19 bu bağlamda ülkeler için büyük bir ders oldu ve ekonomik sürdürülebilirliğin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha hatırlattı.


HEMEN FİYAT TEKLİFİ AL

Ne Aramıştınız ?